BİLİR
MİSİN?
Özlemin tadını bilir misin?
Buğulu
sıcak somun
ekmeğinin kokusunu
Bebelerin
gözlerindeki yaş; ıslatıyor gözümü desem
Öfkemi
bilir misin?
Bilir
misin, kaç dil susturulur
Kaç
çiçek vurdurulur geceleri
Yağmur
seli caddelerde
Kaç
ananın gözyaşı akar,
Bilir
misin?
Ethem
Sarısülük davasını anlatmak-hatırlatmak- için
önceki davaların kısaca da olsa özetini yapmakta yarar görüyoruz.
Ethem'i katleden polis Ahmet Şahbaz 1 Haziran'dan günler sonra ortaya çıkmış,
olay yeri tutanağında imzası , balistik raporu, video görüntüleri, tanıklar vs.
olmasına rağmen gözaltı kararı dahi çıkarılmadan çok rahat bir şekilde
savcılığa gidip ifade vermiş, ifadesinde "meşru müdafaa sınırları
içerisinde olmuştur" demişti. Ve savcı Veli Dalgalı kendisini tutuklamaya
gerek olmadığına karar vermiş, adliyeden
elini-kolunu sallayarak çıkması sağlanmıştır. Hal böyle iken ortada bir
ölüm,kasten adam öldüren bir katil
varken, bu olay cinayet, kasten adam öldürme sayılmamış ve Şahbaz
tutuklanmamıştır. Şimdi bizler burada "Adalet" denen kavramının
neresinden neden ve niçin tutmalıyız. Faşizmin bir yönetim biçimi
olarak uygulanan bizim gibi ülkelerde başlı başına sorgulanması ve
yargılanması gereken bir kavramdır. Eğer bu konuya değinecek olursak inanıyorum
ki içinden çıkamayız. O yüzden bu
kavramı öteliyoruz. Zira yaşadığımız hukuksuzluklara bakıldığında bu kavramı
ötekileştiriyoruz.
Tarih:
23 Eylül 2013
1.
Duruşmada neler olmuştu:
Sabah
saat 08:30 da " adliye
sarayı" polis ablukasına alınmış hatta o kadar abartmışlar ki tüm
kolidorlar polisler tarafından tutulmuş. 6. ACM duruşma salonu içinde 100-150 sivil giyimli çevik kuvvet salonu
işgal ederek aileyi, avukatları ve mahkemeye destek veren birçok insanı tahrik
etmek ve olay çıkarmak amaçlı salonda yerlerini almışlardı. Ya da diğer
bir ifadeyle salona doldurulan polislere mesaj verilmek isteniyordu. "Sizler öldürün. İşte burası da bizlerin
hakimiyetinde olan mahkemeler. Sizlere kimse dokunamaz."Ahmet
Şahbaz sanık sandalyesine korumalar eşliğinde getirilmiş ve mahkeme heyetinin
karşısına peruk, takma kaş, takma bıyık ve gözlükle oturtulmuştu. Yani sanık
olarak geldiği salonda kimliğini gizleyen bir sanık vardı. Ve artık yeni bir kavram
girmişti hukuk literatürüne "Gizli
sanık". Nitekim mahkeme salonunda çıkan arbedede
Şahbaz'ın foyası ortaya çıkmış, takke düşüp kel görünmüştü. Mahkeme başkanı
Afak İlleez çıkan arbededen sonra duruşmanın kapalı yapılmasına karar
vermiş ve mahkemenin can güvenliğinin
olmadığı gerekçesiyle 1 ay sonraya ertelemişti. Bir sonraki duruşmaya adliye iç
güvenliğini askerin sağlayacağına hükmedip Türkiye tarihinde ilklerin arasında
yerini almayı başarmıştı. Ve aynı akşam EGM provokasyon ve taciz amaçlı
evimizin önünde 1 gece ekip otosu bekletmişti.
Özetle:
Polis+Savcı+Hakim işbirliği= Dava görül(e)medi.
Tarih:
28 Ekim 2013
2.
Duruşmada neler olmuştu:
Duruşma öncesi bomba ihbarı gerekçe gösterilerek salona köpek
robokop-asker sokularak arama yapıldı. Arama sırasında katil polis Ahmet
Şahbaz’ın avukatları içeri alınırken, Sarısülük ailesi ve avukatları
bekletildi.Arama işlemlerinin ardından salona girişler başladı. Duruşma açık
olarak yapıldığı için salon büyük oranda dolarken, çok sayıda jandarma ve polis
olması da dikkat çekti. EGM tarafından
görevden alınmanın aksine ödüllendirilerek Urfa’ya tayin edilen Ahmet Şahbaz
duruşmaya getirilmedi. Şahbaz’ın avukatları polisin ifadesinin Urfa’da
alınmasını istedi. Ethem’in avukatları ise mahkemenin yakalama kararı
çıkartmasını istedi. Mahkeme heyeti sanığın yakalanması talebini savcıya
yöneltince uyuklayan savcı(bu mahkemede de savcı kendinden geçmiş, hayallere
dalmıştı) yerinden doğruldu ve “İddianame mi okunacak” diye sordu. Salonda
gülüşmeler olurken, “Günaydın” sesleri de geldi. Konuyu nihayet anlayan savcı,
tutuklamanın reddini, Urfa’da dinlemenin ise kabulünü istedi.Mahkeme heyeti de
“kaçma şüphesi yok” diyerek tutuklama istemini reddetti. Bunun
üzerine aile avukatlarından başta
Kazım Bayraktar olmak üzere tüm avukatlar
“Katil geçen celse kimliğini gizlemişti. Şimdi ise tamamen kaçıyor.
İktidar, polis, yargı birlikte çalışıyor” diye seslendiler. Ethem Sarısülük
Davası’na demokratik kitle örgütlerinin, siyasi partilerin, sendikaların,
meslek odalarının ve mahalle forumlarının haftalardır yaptığı çağrılar sonucunda
binlerce kişi Ankara Adliyesi önünde buluştu. Mahkeme başkanı Şahbaz'ın
avukatlarının isteğini kabul ederek Şahbaz'ın ifadesinin Urfa'dan telekonferans
yöntemiyle alınmasına karar verdi ve duruşma ertelendi. Tam da burada karar
verilirken dışarıda bekleyen kitleye polis hiç bir yasal dayanağı olamayacak
şekilde, kadın-erkek-çocuk-yaşlı-engelli tanımayarak azgınca saldırmış ve
onlarca insan yaralanmış bir o kadar da gözaltı olmuştur. Burada bir paranteze
ihtiyaç vardır. Adliye önündeki bu saldırı Sarısülük ailesi dışarı çıkar çıkmaz
başlatılmış direk aile ve avukatların üzerlerine gaz yağdırılmıştır. Öç alma
mantığıyla azgınca saldırmışlardır.
Özetle: Polis vurdu, savcı serbest bıraktı, heyet katili korudu.
Tarih: 2 Aralık 2013
3. Duruşmada neler olmuştu:
Bu duruşma bizim için çok önemliydi. Çünkü tarihin kara sayfalarında
kara bir tarih yazılıyordu ve bizde bu tarihte Ezilenlerin tarafında yerimizi
aldık, safımız netti. Yine bir önceki mahkemedeki gibi salonun köpeklerle bomba
aramasının yapılması vs. vs... Hep aynı bahane... Güvenlik... güvenlik...
Sarısülük ailesi, avukatlar ve çeşitli demokratik kitle örgütleri 2 Aralık'ta
mahkeme salonunda yerimizi aldık. Bir
eksik vardı tabi. Ethem'i öldüren Ahmet Şahbaz. Sanığın oturması gereken yere
bizler oturduk, ne yaman çelişki değil mi?
Şahbaz duruşmaya Şanlıurfa 2’nci Ağır Ceza
Mahkemesi’nden sesli ve görüntülü konferans yöntemiyle bağlanarak katıldı. Şahbaz’ın bir önceki duruşmada olduğu gibi
duruşmaya peruk, takma bıyık ve o muhteşem karizmatik gözlükleriyle katıldı.
Cumhuriyet Savcısı Şahin, sanık Şahbaz'ın peruk ve takma bıyıkla gelip
gelmediğinin tespitine ilişkin avukatların
Şanlıurfa'daki görevlilerce tespit edilip, mahkemeye bildirmesini talep
etti.
Talebe savcı “Ne gerek var, önemli olan sanığın orada olmasıdır” diye karşı
çıktı.
Ve bilindik cevap: Mahkeme heyeti talebin her zaman ki gibi reddine
dedi...
Şahbaz savunmasında, "Olay sırasında kanunun bana tanıdığı silah
kullanma yetkisinin doğduğu kanaatindeyim. Ethem Sarısülük hayatını kaybettiği
için üzgünüm. Maktulün ölümünde benim hiçbir kusurum ve hatam yoktur.
Maktulün ölümüne sebep verenler havaya ateş ederken bana taş atanlar ve
saldıranlardır" diyerek gözümüzde daha da bir canileşti adeta.
ÇHD avukatlarından Murat Yılmaz,
mahkemeye, sanığın da aralarında bulunduğu 40 polis tarafından imzalandığını
söylediği bir tutanak sunarak, tutanakta imzasının olup olmadığının Şahbaz'dan
sorulmasını istedi. Şanlıurfa' da olması nedeniyle tutanağın gösterilememesi
üzerine Yılmaz, "Gördüğünüz gibi yargılama tıkandı" dedi. Yılmaz,
Şahbaz'ın, evde yattığını söylediği sırada tutulan tutanakta imzasının
bulunduğunu söyledi. Yılmaz, "Sanığa savunmasının ardından bu belgenin
sorulması gerekirdi. Belge dosyada olmasına rağmen siz bu belgenin farkında değilsiniz"
dedi. Yine Şahbaz'ın kimlik tespitinin yapıldığı esnada sorulara verdiği
acizane cevaplar:
“Sabıkam yok” sözüne salondan itiraz: “Var! Katilsin!”
Ahmet Şahbaz’ın kimlik kontrolü sırasında da gerilim yaşandı. 1986
doğumlu olduğunu söyleyen Şahbaz, “”Sabıkam yok” deyince salonda pek çok kişi
“Var” “Katilsin” "Ethem'i öldürdün" diye haykırdı.
Evi Emniyet Müdürlüğüymüş!
Şahbaz, kimlik kontrolü sırasında ev adresinin sorulması üzerine “Yok”
yanıtı verdi. “Nasıl yok” seslerinin yükselmesi üzerine de “Urfa İl Emniyet
Müdürlüğü” yanıtını verdi.
Kimlik kontrolünün sonunda bir avukatın “Salondaki özel güvenlikler
silahlarını çıkarsın” talebi de mahkeme heyeti tarafından “güvenlik tedbiri”
gerekçesiyle reddedildi.
Kimlik kontrolünün ardından iddianamenin okunmasına geçildi.
İddianamenin okunması sırasında hakim ve savcının uyukladığı görüldü. Urfa’daki
duruşma salonunda hakim olmaması çok dikkat çekiciydi.
Katilin katilden beter Avukatı
Şahbaz’ın avukatı, Hüseyin Yelkovan ise mahkeme salonunu
geren ve hem aileyi hem de avukatları suçlayan
bir savunma yaptı. Yelkovan, “Müvekkilim katil değildir. Katil görmek
isteyenler aynaya baksın” dedi. Burada söylemek istediğimiz sözümüz var.
Zira yargı bağımsız ya! Siyasal erk yargıya müdahale etmiyor ya! Şahbaz'ın
avukatı Belediye Başkan aday adayı hem de Akp'nin. Burada nerede yargı
bağımsızlığı diye soramadan geçemedik. Yani bu dava bizler için ne kadar
önemliyse hükümet için de bir o kadar önemli.
ÇHD'li avukatlar, katil polis Ahmet Şahbaz’ın “izinliydim” ve “birinin
vurulduğundan haberim yoktu” dediği 2 Haziran gününe ait Olay Yeri Tutanağı’nı
çıkardı ve tutanağın altındaki imzanın Şahbaz’a ait olup olmadığının
sorulmasını talep etti.
Mahkeme, talep karşısında ne yapacağını şaşırdı. “Biz şimdi bunu nasıl
göstereceğiz?” diye soran hakim, tarama yapılmasının da mümkün olmadığını öne
sürdü ve talebe verilen cevap her zaman ki gibi yine "reddedildi"
oldu.
Böylece sanığa, davayla ilgili herhangi bir belge hakkında soru
sorulmasının önüne geçildi.
37 taşı hatırladı, imzalı tutanağı hatırlayamadı
İmzalı belgeyi sanığa göstermesi engellenen Sarısülük’ün avukatları,
bunun üzerine “İzinli olduğun gün Olay Yeri Tutanağı’nı imzaladığını hatırlıyor
musun?” diye sordu. Savunmasında kendisine 37 taşın isabet ettiğini
hatırladığını söyleyen Şahbaz, “Çok fazla detay soruyorsunuz. Nereden
hatırlayayım ne imzalayıp ne imzalamadığımı” dedi. Bilimsel çözümlemelerde
nedense o 37 taşı hala göremedik, nereye gittiler acaba diye sormadan
duramıyoruz. Ethem'i vurduğunu hatırlamıyor ama "çektim sıktım 3 tane"
diyor. Bunu da mı hatırlamıyor acaba?
Ethem Sarısülük’ün avukatları savunmalarına başladı. Ahmet Şahbaz’ın
Ethem’i katlettiği andan itibaren her aşamada devlet tarafından korunduğunu
belirten avukatlar, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da katiller için “Kahramanlık
destanı yazdılar” açıklamalarını hatırlattı. Mahkemenin adil davranacağı
konusunda tereddütleri olduğunu ifade eden avukatlar, böylesi bir yargılamanın
polisleri daha çok kişiyi öldürmeye teşvik edeceğinin altını çizdi.
Avukatlar, “Biz sadece Sarısülük ailesi için değil; aynı zamanda Ali
İsmail, Abdullah, Mehmet, Medeni, Hasan Ferit, Ahmet, Berkin Elvan ve gözünü
kaybeden, yaralanan herkes için savunma yapıyoruz” dediler ve salonda avukatlara alkışlar yağdı.
Gurur vericiydi. İşte halkın avukatlığı böyle bir şeydi.
Avukat Kazım Bayraktar, “direnme hakkı”nı anlattığı savunmasında asıl
meşru müdafaa hakkını kullananın Ethem Sarısülük olduğunu söyledi. Duruşmaya
14.30′a kadar ara verildi.
Aranın ardından duruşma yeniden ve hızlıca başladı. Duruşma boyunca
mahkemenin tarafsızlığına yönelik çok sayıda eleştiri olduğunu söyleyen mahkeme
heyeti, davadan çekildiğini ve dosyanın 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından
inceleneceğini açıkladı. Kararın ardından duruşma sona erdi. Zira bu kararla
tarafsız olmadıklarını ispat etmiş oldular. Çok yerinde bir karar almışlardı
aslında. Ve gelelim Adaletsizliğin bir daha tecelli ettiği noktaya.
Savcının
duruşma sırasında uyuyakalması davayı takip edenlerin tepkisini çekti.
Twitter'da
kullanıcıları bu durumu "Adalet uyuyor" diye yorumladı. Konu hakkında
atılan bazı tweet'ler şöyle;
Türkiye'de
hukuk eğitiminin zaman kaybı olduğu defalarca kanıtlanıyor. Ethem Sarısülük
davasında savcı uyukluyor. Hukuk fakültelerini kapatın.
Ethem
Sarısülük davasında Uyanınca davadan çekildiler... Çekindiler...
Ethem Sarısülük davasında Ahmet Şahbaz sorgulanırken savcı uyudu. Zaten
sonuç belli değil mi sayın savcı, sorgu da boşuna.
Savcı
mışıl mışıl uyuyo... Adalet uyuyor....
Adalet öldü... Ethem yaşıyor...
DURUŞMADA
HORLAYAN HAKİME SORUŞTURMA AÇILMIŞTI
Ümraniye
Cezaevinde altı kişinin öldüğü ‘Hayata Dönüş Operasyonu’na ilişkin Üsküdar 2.
Ağır Ceza Mahkemesinde görülen yargılama sırasında uyuyup horlayan Hakim Mehmet
Ali Önen hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) soruşturma
başlatmıştı. Hakim Önen’i şikayet ederek soruşturma açılmasını sağlayan Avukat
Güçlü Sevimli, “Bu dava sekiz yıldır sürüncemede bırakılıyor. Hiçbir talebimiz
kabul edilmiyor. Asıl tepkim bunaydı. Horlama, bardağı taşıran damla oldu”
demişti.
Zaten
yukarıdaki yazıyı okuyunca sicillerinin pek de hoş ve temiz olmadıkları açıkça
görülüyor. Ve bu mahkeme heyetinin
Türkiye tarihinde önemli bir davaya seçilmesi tesadüf değildir
kanaatimizce. Zaten daha önce de uyumuşlardı değil mi? Sorun yok o zaman.
Uyumaya devam. Yine aynı şekilde Şahbaz'ın avukatlığını üstlenenlerinde
sicilleri ,
siyasal bakımından müthiş bir
"kariyer patlamasıdır". Zira Hüseyin Yelkovan Akp Altındağ Belediye
Başkan aday adayıdır. Çok açık görülüyor
ki Yasama-Yürütme -Yargı = Akp.
Özetle:
Polis vurdu. Heyet uyudu. Heyet uyanınca
davadan "çekindi".
Evet
heyet davadan çekildi ve bir belirsizlik aldı başını gitti. Bizim açımızdan belirsiz bir şey yok. Her şey
net. Vuran belli,vurulan belli, FAİLİMİZ
MEŞHUR. Belirsiz olan şudur; heyet çekildi, bir üst mahkeme çekilme
kararını yerinde bulmadı, ve "kesin hükümle" 6. ACM ye iade
etti.Heyet bakmak istemiyor
ve bir hukuksuzluk daha yaparak dosyamızı usullerde olmamasına ragmen"
kanun yararına bozulması talebiyle adalet bakanlığına gönderdi . Şu an dosyamız Adalete Bakamayan
bir bakanlığın elinde yaklaşık 2 aydır bekletiliyor. Ve her ne hikmetse dosyamızı 6. ACM ye
iade etmiyor ve suça bilinçli şekilde ortak oluyor, 17 Aralık yolsuzluk,rüşvet ve hırsızlık operasyonunda
jet hızıyla Adalet Bakanlığına giden
dosyalara yine jet hızıyla bakılıyor ama Ethem Sarısülük dosyasına bir türlü
sıra gelmiyor! Neden mi? Çok açık değil mi? Bu dava hasıraltı edilmek
isteniyor, unutmamızı, susmamızı, durmamızı istiyorlar. Gündemi kendi koltuk ve iktidar savaşları
uğruna değiştirip Ethem Sarısülük dosyasını kapatmak istiyorlar. Gezi isyanını,
bu görkemli direnişi ve bu isyan ve direnişte katlettikleri canlarımızı, tüm
yaralanan, sakat kalan, tutuklanan ve babasının deyimiyle "üç mevsimdir
uyuyan" Berkin'imizi unutturmaya çalışıyorlar, şu an bunu da kendi taht ve
rant dalaşları üzerinden yapıyorlar, zira zamanlama da 'manidar'. Bizde ısrar
ve inatla Ethem Sarısülük dava tarihinin bir an önce açıklanmasını istiyoruz.
Katledilen diğer tüm çocuklarımızın davalarının bir an önce açılmasını
istiyoruz. Kimseden ricacı değiliz. Kimseye minnet etmiyoruz. Biz biliyoruz ki
dava dosyası önlerinde duruyor.
Adalet
Bakanlığına diyoruz ki; Bir an önce Ethem Sarısülük davasını iade
et,açık hukuksuzluk olmasına rağmen neden elinde tutuyorsun. İade etmeyerek suç
işliyorsunuz.
Yanlış
anlamayın adaletinizden medet ummuyoruz,
Dava
gününü, tarihini açıklayın YETER!
SARISÜLÜK AİLESİ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder