Bir
kelime, sadece bir kelime işte. İnsanın tüm hayatını çizen,
yoran tek bir kelime; ÖZGÜRLÜK. Erkek egemen kapitalist bir sistem
içinde bir kadın olarak özgürlük üzerine düşünmenin, özgür
olmanın hayalini kurmanın, bunu yaşama çabasının ağırlığı
altında ezilmemek, yalnız kalmamak ne mümkün! Ama sanılmasın ki
sadece kadınlar bu ağırlığın altında can çekişen. Her
birimiz için tercihi zor bir yol özgürlük. Sanırım bu kelimeyi
en iyi anlatan Ursula'dır. Atuan Mezarları adlı kitabında
karanlıkların içinden çıkan Tenar'ın hissettikleri ve işte
özgürlük tanımı:"Öyle ölüler vardır ki, ben onların öldüklerini düşündükçe,
Vakit olur, yaşadığımdan utanırım."
Nazım Hikmet
17 Mart 2014 Pazartesi
TENAR'IN GÖZYAŞLARI
Bir
kelime, sadece bir kelime işte. İnsanın tüm hayatını çizen,
yoran tek bir kelime; ÖZGÜRLÜK. Erkek egemen kapitalist bir sistem
içinde bir kadın olarak özgürlük üzerine düşünmenin, özgür
olmanın hayalini kurmanın, bunu yaşama çabasının ağırlığı
altında ezilmemek, yalnız kalmamak ne mümkün! Ama sanılmasın ki
sadece kadınlar bu ağırlığın altında can çekişen. Her
birimiz için tercihi zor bir yol özgürlük. Sanırım bu kelimeyi
en iyi anlatan Ursula'dır. Atuan Mezarları adlı kitabında
karanlıkların içinden çıkan Tenar'ın hissettikleri ve işte
özgürlük tanımı:11 Mart 2014 Salı
BERKİN'E VE YAŞATAMADIĞIMIZ DİĞER ÇOCUKLARA
Bugün karanlık... Bugün
acılı... Bugün öfkeli, isyan dolu...
Koyun
otlatırken ölen Ceylan, ekmek almaya bakkala giderken başından gaz fişeği ile
vurulan ve ölen Berkin, evinin önünde kurşunlanarak ölen Uğur, babasının
ayakları altında ölen 7 aylık Elif Beyza... Ölen demek olmuyor, öldürülen,
katledilen çocuklar...
Nasıl
normal aksın ki yaşam artık bugün. Kendi günlük tasalarımız içinde nasıl içimiz
sıkılsın ki bugün. Nasıl dönüp bakmayalım ki kendimize. İşte ayna orda ve ben
bakmaktan korkuyorum kendi yüzüme. Karşıdan Berkin bakıyor, Ceylan bakıyor,
Uğur bakıyor ve yüzüm onlar oluyor bir anda. Kahrolası lanet düzenlerini yerle
bir edemedik ya, öldüler, öldürüldüler ya bu güzel çocuklar nasıl ben vicdanımı
susturayım ki, bilemedim.
8 Mart 2014 Cumartesi
YAŞAMIMA IŞIK OLANLARA...
Aklı ve yüreği güzel kadınlar
geçiyor gözlerimin önünden. Her birinin bakışlarında umutla birleşen isyan hali
vardı. Acıların yarattığı o hüznü derinliklere gömdük bugün. Sevinçliydik, yan
yana mutlu ve heyecanlıydık.
Böyle anlarda yaşamımdan kareler
akıp gider hep gözlerimin önünden. Neredeydim, ne yapıyordum ve nasıldım? Umutsuzluğun
yarattığı düşmüşlük, yaşamakla ölmek arasında giden yön çubukları her birimizi yok
eder, kavururdu. Bilirdim ki önce acılarımız kesişirdi, sonra özgürlük adına
çıktığımız yollar. Aslında bu nedenle yan yana olmak istedim hep kadınlarla. Evet
anlamsızlığın, inançsızlığın, öfkenin, güvensizliğin içinden çıkıp nefes
almaktı, özgürlük adına çıktığım yolda yükümü paylaşmaktı. Bilirdim ki bu
toprakların kadınları beni anlar, çekip alır düştüğüm umutsuzluğun içinden, sarıp
sarmalarlardı.
Yaşamından kareler geçiyor
aklımdan ve bir de bugün… Belki şu an tek demek istediğim, diyebildiğim;
YAŞAMAK DİRENMEKTİR…
Özgürlük yollarında yaşamından geçtiğim,
yaşamımdan geçen ve bana umut olan tüm kadınların kadınlar günü kutlu olsun. Yaşamı
sadece nefes alıp vermekten çıkarıp yaşayabilmek için daha fazla direnebilmek
ümidiyle…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)