"Öyle ölüler vardır ki, ben onların öldüklerini düşündükçe,

Vakit olur, yaşadığımdan utanırım."

Nazım Hikmet

8 Şubat 2014 Cumartesi

ALİŞ İLE DERTLEŞME

Bir anne düşün ki çocuğu için ölüm/ öldürülme biçimi tercih ediyor. Yapılan, yaşanılan ne kadar korkunçtur ki tırnağına zarar gelse içi yanacak olan bir anne “Aliş’imi dövdüler tekmelediler. Çok acı çekti yavrum. Keşke kurşunlasalardı oğlumu.” diyor. Evet bu senin annen Ali İsmail...

Ah Ali İsmail!

Sen çok yaktın yüreğimi. Hep sordum neden diye; bizler o süreçte Ethem'i, Mehmet'i, Medeni'yi, Abdullah'ı, Ahmet'i de kaybettik. Ama sen bir başka yaktın benim içimi. Çünkü sen tektin ve “o insan tabir edilen yaratıkların”1 pususunda dövüldün, gittiğin hastaneden bir şey yok deyip gönderildin ve yavaş yavaş acı çekerek gittin bu dünyadan.


Katillerinin bir kısmının yargılandığı davanın ilk duruşması oldu ve katillerinle ilk defa yüz yüze geldim. Annen o gülen güzel fotoğrafını elinden hiç düşürmedi ve o insan diye tabir edilen yaratıklar o geceyi anlatırken fotoğrafını gözlerine sokarak “buraya bakarak anlat” dedi. O katilleri koruduğunu söyleyerek önüne geçen polise annen fotoğrafını göstererek haykırdı; “Ben onu bu temiz ellerimle büyüttüm, böyle gönderdim Eskişehir'e ama böyle alamadım. İsteniz de onlara dokunmam, ellerimi kirletmem.”

O an aklıma ne geldi biliyor musun Ali İsmail; daha dokuz aylık yeğenim minik Mert ve o güzel saf bakışları. Seni yaşamdan alıkoyan katillerin de dahil her birimiz Mert gibiydik. Minicik ellerimiz, ayaklarımız, annelerimizin doyamadığı kokumuz ve saf, tertemiz bakan gözlerimiz vardı. Her birimizin annesi o temiz elleriyle nakış işler gibi ilmek ilmek örüp binbir emekle büyüttüler bizleri. Ama bir yerde bir şeyler oluyor ve bazıları onlar gibi işkenceci, katil ya da tecavüzcü oluyor bazıları da senin gibi. Sanırım farkımız inandıklarımızda, değerlerimizde, hayal ettiğimiz dünyada kendini gösteriyor. Ve bunun yaşamsal pratikleri birilerimizi katil, işkenceci yaparken birilerimizi de insan yapıyor.

İnsan olmak nasıl bir şey, nedir ki Ali İsmail? Bu sorunun ağırlığı altında ezilmemek mümkün değil. Kaç zamandır düşündüğüm ama ne olması gerektiğine bir türlü karar veremediğim ve çelişkiler içinde yuvarlandığım bir şey bu. Baban duruşmada seni, annene ve ablana nasıl kızdığını anlattı. Ablan ve annen evin içine giren sivrisinekleri öldürüyorlarmış sen de onlara “ya neden öldürüyorsunuz pencereyi açın ve dışarı çıkarın.” diyormuşsun. Babanın öldüreceği bir yılanı nasıl koruyup babana kızdığını da yine baban anlattı. Böyle bir şey sanırım insan olmak. Kendini yaşamın merkezi değil o doğanın bir parçası sayarak her bir canlıyı korumak ve yaşam hakkı tanımak olsa gerek.

İnsan olmak nasıl bir şey, nedir ki Ali İsmail? Birbirine dokunabilmek sanırım. Daha geçenlerde 26 yaşında bir matematik öğretmenin çalıştığı dershanenin sekizinci katından kendini bıraktığı ve düştüğü terasta yere kapaklanmış cesedini gördüm. İnanmayacaksın, insanlar bu durumu tam kırk dakika sonra fark etmişler ve terasa gittiklerinde ayaklarını yere vurduğunu, yaşadığını anlatıyorlardı. Gününün çoğunu birlikte geçirdiği mesai arkadaşları ise oraya nerdeyse iki saat sonra geldi. Ve birbirlerine şunu soruyorlardı: “niye, ne oldu da bunu yaptın?”. İşte bu sorunun cevabını ne o mesai arkadaşları ne ailesi ne de bizler bir daha asla bilemeyeceğiz. Nasıl bir yabancılaşmadır bu, anlamak mümkün değil. Ama bu düzen değil midir ki bencil olmayı, rekabet içinde birbirinin üzerine basarak yaşamayı, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığını kural haline getiren. Nasıl yabancılaşmayalım ki birbirimize!

İnsan olmak nasıl bir şey, nedir ki Ali İsmail? Kendin için istediklerini herkes için düşünebilmek, isteyebilmek ve bunun için çaba sarf edebilmek becerisi sanırım. O kadar fazla ki 'sanırım' ile biten cümleler. İnsanı yok sayan, ekolojik dengeyi alt üst eden, nefesimizi kesen bu sistem içinde bizler güzel bir dünya hayalinin, insanca yaşayabilmenin peşinde koşuyoruz. Az önce “farkımız inandıklarımızda, değerlerimizde, hayal ettiğimiz dünyada kendini gösteriyor. Ve bunun yaşamsal pratikleri birilerimizi katil, işkenceci yaparken birilerimizi de insan yapıyor.” dedim ya ben senin katillerini bir yere koyuyorum. Ama aynı dünyanın hayalini kurup bunun özlemini çekenlerin yaşamdaki pratiklerini nereye koyayım Ali İsmail! Söylesene savaştığımız şeye benzememek için daha kaç yaşamdan vazgeçmek zorundayız...


1Ali İsmail'in abisi Gürkan KORKMAZ, kardeşine sanıkların ifadelerinde 'Ali İsmail diye tabir edilen şahıs' beyanlarına gönderme yaparak Ali İsmail'in katilllerine bu şekilde hitap etmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder