Anne
ve Babama
Nerden
başlayacağını bilememek ne kadar da yorucu. Olayların, anların,
tarihin cümleler ve kelimelerle anlam bulup bir o kadar da
karmaşıklaştığı bir durum sizi anlamak, anlamaya çalışmak ve
anlatmak.
Çok
zor bir şeyi başardığınızı anlamam zaman aldı. Kapalı ve
gerici bir toplum içinde, insanların birbirleri ardından
konuştuğu, 'namus' belasına insanların bedenen değil ama ruhen
öldürüldüğü bir yerde çok önemliydi yaptıklarınız. Tabi
bir de ekonomik koşulların zorluğu vardı.
Gelen
bir şikayet üzerine zabıta memuru olarak gittiğin bir evdeki
manzarayı şöyle anlatmıştın:
“Ev
dökülüyordu, içeri bir girdik bir kadın üç çocuk. Her taraf
kir içinde, çocuklar aç. Kadına sorduk nedir bu hal diye, adam
bırakıp gitmiş, kadın perme perişan ortada çocukları ile öyle
kalmış.”
İşte
o an; ‘Ben yanlış yapıyorum, bu kızları okutmalı bir
meslek sahibi etmeliyim. İki gün sonra biz olmayacağız, kötü
adamın birine denk gelirse maaşı olsun, kimseye minnet etmesin,
ayakları üzerinde durabilsinler” dediğini de hayatın
gösterdiği üzerinden biraz üzüntülü biraz gururla söylemiştin.
