Ünzile...
Bir
şarkı
adıydı. Ama yaşanmışlığı
vardı. Biliyordum anlatılanlar bu toprakların kadınlarının hayatıydı.
Ünzile...
Ve
şimdi
karşımda...
Omuzları çökmüş ve adımları öyle ağırlaşmış
ki sanki yaşamda yol almak istemiyor gibi.
Üzgün, yorgun, kaygılı ve ürkek bakışları
içimin bir yerlerini acıtıyor. Yüreğime
baskı yapıyor ama ben gülümsüyorum.
Nasıl
başlasam
ki; “geçmiş olsun” olur mu, söyleyebilir
miyim! Söylerim ama geçmiş midir, geçer mi!
Yoksa dalga geçtiğimi mi düşünür.
Ya “nasılsın” desem, olur mu! Olmaz biliyorum, biliyorum da ne desem
bilmiyorum.
Ve
şimdi
karşımda...
Evet bir adım atmak için gelmiş, kendine
tecavüz edenin cezalandırılması için. Daha çok taze, üç gün bile geçmemiş
yaşadığının
üzerinden ama yine de sakin olmak için çabalıyor, kendini sıkıyor ve hiç
tanımadığı
bir kişinin
yanında gözyaşlarını tutuyor. Ama yapma, ben
bilirim için yangın yeri gibi ve o içine akıttığın
gözyaşların
da söndürmez içindeki ateşi.
Hadi
diyorum yazalım dilekçemizi de gidelim savcılığa.
Şaşırıyor,
tamam diyor ve başlıyoruz.
Bir
isim veriyor bana ve o ismin kendisine bir şey
olmayacağı
özgüveni ile 'git nereye şikayet edersen et'
mesajı ile birlikte gönderdiği TC Kimlik
numarasını. İşte buldum caka satan fotoğrafını
“O mu?”. Ayağa
kalkarak baktı ve olduğu yere yığıldı.
Ağlamaya
başladı.
Hiçbir şey
demedi ama ben anladım “o”.