"Öyle ölüler vardır ki, ben onların öldüklerini düşündükçe,

Vakit olur, yaşadığımdan utanırım."

Nazım Hikmet

31 Aralık 2013 Salı

ÜNZİLE...

Ünzile...

Bir şarkı adıydı. Ama yaşanmışlığı vardı. Biliyordum anlatılanlar bu toprakların kadınlarının hayatıydı.

Ünzile...

Ve şimdi karşımda... Omuzları çökmüş ve adımları öyle ağırlaşmış ki sanki yaşamda yol almak istemiyor gibi. Üzgün, yorgun, kaygılı ve ürkek bakışları içimin bir yerlerini acıtıyor. Yüreğime baskı yapıyor ama ben gülümsüyorum.

Nasıl başlasam ki; “geçmiş olsun” olur mu, söyleyebilir miyim! Söylerim ama geçmiş midir, geçer mi! Yoksa dalga geçtiğimi mi düşünür. Ya “nasılsın” desem, olur mu! Olmaz biliyorum, biliyorum da ne desem bilmiyorum.

Ve şimdi karşımda... Evet bir adım atmak için gelmiş, kendine tecavüz edenin cezalandırılması için. Daha çok taze, üç gün bile geçmemiş yaşadığının üzerinden ama yine de sakin olmak için çabalıyor, kendini sıkıyor ve hiç tanımadığı bir kişinin yanında gözyaşlarını tutuyor. Ama yapma, ben bilirim için yangın yeri gibi ve o içine akıttığın gözyaşların da söndürmez içindeki ateşi.

Hadi diyorum yazalım dilekçemizi de gidelim savcılığa. Şaşırıyor, tamam diyor ve başlıyoruz. 

Bir isim veriyor bana ve o ismin kendisine bir şey olmayacağı özgüveni ile 'git nereye şikayet edersen et' mesajı ile birlikte gönderdiği TC Kimlik numarasını. İşte buldum caka satan fotoğrafını “O mu?”.  Ayağa kalkarak baktı ve olduğu yere yığıldı. Ağlamaya başladı. Hiçbir şey demedi ama ben anladım “o”.