"Öyle ölüler vardır ki, ben onların öldüklerini düşündükçe,

Vakit olur, yaşadığımdan utanırım."

Nazım Hikmet

17 Ocak 2015 Cumartesi

'GÖRÜNMEZ' KAHRAMANLAR


‘Kahraman’ kavramı üzerine hep düşünmüş ve yer yer çok eleştirmişimdir. Kimleri vardır, önde çarpışır düşer ve görünür ‘kahraman’ olur. Kimileri de vardır ön cephede değillerdir, onları çoğu zaman tanımayız bile, tarihte adları yoktur ve onlar görünmez ‘kahramanlar’dır. Her nedense ben bu görünmez ‘kahramanlar’a bayılırım. Onlara hayranlığım daha büyüktür. Çünkü onlar kıyıya vuran tonlarca denizyıldızlarını tek tek denize atmaya çalışır, birileri onlara çözüm bu değil, tonlarca denizyıldızı var bu yaptığınızın ne önemi var dese de, onlar ısrarla o teki için bunun önemini bilir ve bundan vazgeçmezler.

İşte yeni görünmez kahramanlarım şu an yine iş başında. Yer İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, yapılan iş ise sözüm ona bir ‘yardım’ kampanyası. Suriye- Türkiye sınır hattında Kobane’de yaşanılan savaş ve IŞİD vahşetinden kaçan çoğunluğunu çocuk, kadın ve yaşlıların oluşturduğu Urfa Suruç’ta kurulan kamplarda yaşayan insanlar konu olan. Çalışmanın nasıl ve ne düşünce ile başladığını görünmez kahramanlar anlatsın:

5 Ocak 2015 Pazartesi

"UMUT" SEN NESİN Kİ!


“Umut, en son kötülüktür. Çünkü işkenceyi uzatır” diyor Nietzsche. Bu cümleyi ilk okuduğumda lise sıralarındaydım. Hayatı toz pembe gördüğüm, en ufak bir kalp atışında ayaklarımın yerden kesildiği, tüm dünyanın muhteşem göründüğü yıllardı. Eee o zaman daha özgürlük yollarına koyulmamış, bana çizilen hayat yolunda biçilen rolü en iyi şekilde oynama çabasından öteye geçmemiştim. İçim mi sıkılıyor hemen iki rekat namaz kılar, dua eder kendimi 'yaratan'a teslim ederdim. Gerçekten içim rahatlardı. O nedenle çok karamsar ve anlamsız geliyordu Nietzsche'nin bu cümleleri.