Bir
kelime, sadece bir kelime işte. İnsanın tüm hayatını çizen,
yoran tek bir kelime; ÖZGÜRLÜK. Erkek egemen kapitalist bir sistem
içinde bir kadın olarak özgürlük üzerine düşünmenin, özgür
olmanın hayalini kurmanın, bunu yaşama çabasının ağırlığı
altında ezilmemek, yalnız kalmamak ne mümkün! Ama sanılmasın ki
sadece kadınlar bu ağırlığın altında can çekişen. Her
birimiz için tercihi zor bir yol özgürlük. Sanırım bu kelimeyi
en iyi anlatan Ursula'dır. Atuan Mezarları adlı kitabında
karanlıkların içinden çıkan Tenar'ın hissettikleri ve işte
özgürlük tanımı:
“Hissediyordu.
Karanlık el, kalbinin üzerindeki, ömür boyu süren hükmünü
geri çekmişti. Ama dağlarda olduğu gibi neşelenemiyordu. Başını
kollarına gömerek ağladı; yanakları tuzlu ve ıslaktı. İşe
yaramaz bir kötülüğe bağımlı geçirdiği, boşa harcanmış
yıllarına ağladı. Acı acı ağladı çünkü özgürdü.
Öğrenmeye
başladığı şey aslında özgürlüğün yüküydü. Özgürlük
ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir
sorumluluk. Kolay değildir. Verilen bir armağan değil, yapılan
bir seçimdir; bu seçim zor bir seçim olabilir. Yol, yukarıya,
ışığa doğru çıkar; ama yüklü yolcu oraya her zaman
varamayabilir.”
Beyninde
yaratılan hücreleri parçalamakla başlar çıkılan yol. Nasıl da
sancılıdır, acılıdır öğretilenleri sorgulamaya başlamak.
Sorgulamaya başladıkça dayatılan yaşamın sınırları sıkmaya
başlar yüreğini, bedenini. Önce kendininden şüphe eder, sonra
'ben ne yapıyorum' der kendine kızarsın. Gözünü kapatıp eskisi
gibi yaşamak istersin. Ama olmaz artık bir kere yıkmışsındır
beynine kurulan hücrelerden birini.
Ardından
sorgulayıp doğru gördüklerini yaşamda pratiğe geçirmekle devam
eder özgürlük yolu. Belki de en büyük acı buradadır. Çünkü
artık sadece kendinle değil, başkalarıyla da çatışmalar
başlar. Bu başkaları bazen aile bireyleri olur, bazen tanımadığın
ama seni baskılayan üçüncü kişiler olur, bazen yaşamını
örnek alıp idealize ettiğin yoldaşın olur. İki ileri bir geri
yaparsın. Zaman olur iktidarla çatışırsın zaman olur iktidara
karşı birlikte mücadele ettiğin yol arkadaşlarınla çatışırsın.
Öyle ki zaman zaman kovulduğun dokuzuncu köyden sonra onuncu köyü
ararsın. Tenar gibi başın kolların arasında ağlarsın çünkü
yola koyulmuşsundur.
Bu
yolda örgütlü mücadele ile yıkılacağına inandığın sistem
içinde yalnızlıkla yüzleşme cesareti gerekir. Konulan ilkeler,
doğrular üzerinden hayatın farklı karelerinde farklı farklı
kişilik ve yaşamsal pratikler yerine tek kişi olma ve her alanda
aynı pratiği yaşama geçirme çabası gerekir. Çok yorulmak, çok
bedel ödemek gerekir.

Van Gogh tıpkı tablolarının verdiği duygu gibi, son nefesini verirken ağzından en son şu sözler dökülür: "Hüzün her zaman baki kalacaktır". Özgürlük arayışı da...
YanıtlaSil