"Öyle ölüler vardır ki, ben onların öldüklerini düşündükçe,

Vakit olur, yaşadığımdan utanırım."

Nazım Hikmet

17 Mart 2014 Pazartesi

TENAR'IN GÖZYAŞLARI

           Bir kelime, sadece bir kelime işte. İnsanın tüm hayatını çizen, yoran tek bir kelime; ÖZGÜRLÜK. Erkek egemen kapitalist bir sistem içinde bir kadın olarak özgürlük üzerine düşünmenin, özgür olmanın hayalini kurmanın, bunu yaşama çabasının ağırlığı altında ezilmemek, yalnız kalmamak ne mümkün! Ama sanılmasın ki sadece kadınlar bu ağırlığın altında can çekişen. Her birimiz için tercihi zor bir yol özgürlük. Sanırım bu kelimeyi en iyi anlatan Ursula'dır. Atuan Mezarları adlı kitabında karanlıkların içinden çıkan Tenar'ın hissettikleri ve işte özgürlük tanımı:


         “Hissediyordu. Karanlık el, kalbinin üzerindeki, ömür boyu süren hükmünü geri çekmişti. Ama dağlarda olduğu gibi neşelenemiyordu. Başını kollarına gömerek ağladı; yanakları tuzlu ve ıslaktı. İşe yaramaz bir kötülüğe bağımlı geçirdiği, boşa harcanmış yıllarına ağladı. Acı acı ağladı çünkü özgürdü.

         Öğrenmeye başladığı şey aslında özgürlüğün yüküydü. Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk. Kolay değildir. Verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir; bu seçim zor bir seçim olabilir. Yol, yukarıya, ışığa doğru çıkar; ama yüklü yolcu oraya her zaman varamayabilir.”

            Beyninde yaratılan hücreleri parçalamakla başlar çıkılan yol. Nasıl da sancılıdır, acılıdır öğretilenleri sorgulamaya başlamak. Sorgulamaya başladıkça dayatılan yaşamın sınırları sıkmaya başlar yüreğini, bedenini. Önce kendininden şüphe eder, sonra 'ben ne yapıyorum' der kendine kızarsın. Gözünü kapatıp eskisi gibi yaşamak istersin. Ama olmaz artık bir kere yıkmışsındır beynine kurulan hücrelerden birini.

       Ardından sorgulayıp doğru gördüklerini yaşamda pratiğe geçirmekle devam eder özgürlük yolu. Belki de en büyük acı buradadır. Çünkü artık sadece kendinle değil, başkalarıyla da çatışmalar başlar. Bu başkaları bazen aile bireyleri olur, bazen tanımadığın ama seni baskılayan üçüncü kişiler olur, bazen yaşamını örnek alıp idealize ettiğin yoldaşın olur. İki ileri bir geri yaparsın. Zaman olur iktidarla çatışırsın zaman olur iktidara karşı birlikte mücadele ettiğin yol arkadaşlarınla çatışırsın. Öyle ki zaman zaman kovulduğun dokuzuncu köyden sonra onuncu köyü ararsın. Tenar gibi başın kolların arasında ağlarsın çünkü yola koyulmuşsundur.

             Bu yolda örgütlü mücadele ile yıkılacağına inandığın sistem içinde yalnızlıkla yüzleşme cesareti gerekir. Konulan ilkeler, doğrular üzerinden hayatın farklı karelerinde farklı farklı kişilik ve yaşamsal pratikler yerine tek kişi olma ve her alanda aynı pratiği yaşama geçirme çabası gerekir. Çok yorulmak, çok bedel ödemek gerekir.
             
             Dediği çok doğru Ursula'nın; özgürlük bir armağan değil, ağır bir yük, yaşamda yapılan tercih. Aslında belkide en zoru tüm bunları görüp bu tercihi yapmak, yapabilmektir. Ama tüm bu zorluk içinde kendi kanatlarının farkına varıp masmavi bir gözyüzüne doğru alabildiğine kanat çırpmak, ışığa yüzünü dönmek bir keyif değil midir!

1 yorum:

  1. Van Gogh tıpkı tablolarının verdiği duygu gibi, son nefesini verirken ağzından en son şu sözler dökülür: "Hüzün her zaman baki kalacaktır". Özgürlük arayışı da...

    YanıtlaSil